“Dinler Şehri Mardin” Ömür Can Yerli’nin Fotoğraf ve Kaleminden

Mardin’e ilk defa Mayıs ayında fotomaraton için gittim. Daha önce çok istediğim bu tarih kokan şehri görmek sonunda nasip olmuştu. Bana bu yarışmada Sanat Fotoğrafçısı arkadaşım ve ustam Abdurrahman ÇETİN eşlik etti.

Mardin’de Reyhani Kasrı otelde yer ayarladık gitmeden önce. Özellikle orayı seçtim çünkü oranın doğasına uygun en iyi otel orasıydı. Sabah Abdurrahman abiden önce ben vardım. Biraz terör tedirginliği başta yaşamadım desem yalan olur. Ama bu tedirginik terör örgütünün istediği bir şey olduğu için içimden attım onu. Otele gitmek için bir taksici ile anlaştım. Sabahın körü olmasına rağmen ondan ne bilgi alırsam kardır diye sohbete koyulduk

ABİ DAHA ÖNCE BU KAZANDIĞIMIN 4 KATINI KAZANIYORDUM!

Taksi şöförü 20-25 yaşlarında yağız bir delikanlı idi. Benim ilk defa geldiğimi duyunca abi seversin burayı dedi. Konu ister istemez terör olaylarına geldi. Malum 2016 çok zor geçmişti Mardin için. Teröre saydıra saydıra sürdü taksiyi. Abi dedi bu adamların yüzünden ekmeğimizden olduk dedi. Gelen turist sayısı çok fazla azaldı daha önceki yıllarda kazandığımın 4’de birini zor alıyorum şimdi dedi..

Ona fotoğraf ile akalakalı nerelere gitmeliyim diye sordum. Anlatmaya başladı, Şarap Mahzenleri, Kiliseler, Zindan ve tabi ki eski Mardin’den bahsetti. Sohbet o kadar iyi gidiyordu ki gel sana bir çorba ısmarlayım dedim. Çabucak varmayalım diye. Çorba molası ile epey bilgi sahibi oldum.

 

Otelime gitmek için yola çıktığımda yüksek tepede Eski Mardin’i görünce ağzım açık kaldı. Aşağısı son derece modern bir şehir tepede tarih kokan eski Mardin….

Reyhani Kasrına geldiğimde ağzım açık kaldı. Birden 1000 yıl geriye gittim. Muhteşem bir tarih ve harika bir mekan…

Otel sorumlusu Esra hanım sağolsun bana en güzel odayı verdi. (Abdurrahman abiden önce gelmem işe yaradı:)

Odanın küçük bir penceresi vardı. Baktığımda hamamlar ve eski mardin bana bakıyordu…

Hemen terasta ki kahvaltı yerine çıktım. Açık büfe gayet kaliteli malzemelerden yapılmış bir menü karşıladı beni. Hemen bir şeyler alıp teras balkonuna geçtim. Böyle bir şey olamaz….

Film setine andıran tarihi bir manzara eşliğinde güneşin doğuşu ile güzel bir kahvaltı etme şansım oldu. Ağzımdan çıkan ilk cümle “deniz yok ama yerleşirim ben buraya” oldu:)

Ardından Abdurrahman abiye orada çektiğim özçekimleri gönderdim. Kendi henüz havaalanında idi. Uçak inene kadar kulaklarını çınlattım dedi..

O andan itibaren makinamı çıkarıp deklanşöre basmaya başladım. Gün doğumu ve Mardin…

Yaklaşık 2 saat sonra Abdurrahman abi geldi. Gündoğumunda çektiğim fotoğrafların havasını atarak olanları ona anlatmaya başladım…. Hemen apar topar makinaları alıp kayıt için Mardin Belediyesinin açtığı Fotomaraton bölümüne gittik. Malum kayıt edildikten sonra çekilen fotoğraflar geçerli olur bu tarz yarışmalarda…

Orada güler yüzlü insanlar karşıladı bizi Fotomaratonu gösteren t-shirtler ve tanıtma kartlarımızı verdiler..

Oradan hemen otele geri döndük ve otelin karşısında bulunan ara sokakları dolaymaya başladık…

Planımız 2 saat sokak gezip diğer mekanlara geçmekti…

Tabi ne oldu dersiniz? O gün sadece 2 km olan ara sokaklardan çıkamadık… Adım başı fotoğraf yarışmalarında size derece getirecek malzemeler çıkıyordu…

Sokağa girdiğimizde saat 11 gibiydi. Günlerden de cuma. Hatta cuma namazını da kılar yemek yer başka yere geçeriz dedik…

Sonuç mu? Akşama doğru şarap satan bir dükkanda bana şarap tattıran Süryani esnafın yanında cumayı kaçırdığımızı öğrenene kadar….

Cuma namazı diye çıkıp şarap evinde son bulan bir kaç saat oldu bize..

Aklıma siyasi bir fıkra geldi o an. Siyasete girmeyim şimdi. Güvercinin çana pisleyip şarap içmesi ile akakalı bilenler bilmeyenlere sorsun:)

Görüşmek üzere..

Ömür Can YERLİ

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here